(Source: thehipsterlifestyle)
Mavi Saçlı Küçük Kız'ın yüreğidir yüreğim. Bir kaybolur, bir dizinin dibinde belirir, bir fısıldar, bir haykırır, bir can yakar, bir seninle ağlar. İlk kez ne zaman karşılaştık bilmiyorum; ama 1,5 yıldan fazladır hayatımda olduğunu söyleyebilirim..
Evet sanırım kendi Tyler Durden'ımı yaratmış olmalıyım; ama en azından şimdilik zararsız görünüyor. En azından benim bir adım var ve o Mavi Saçlı Küçük Kız değil. Tuğba. En azından insanların bana böyle seslendiğini duyuyorum.
Ben! Ben çello çalarım. Daha iki yılını doldurmamış bir insan kadar çalabilirim henüz; ama olsun, daha çok iki yıllar çalacağımı bilmelisin. Sıklıkla ondan bahsettiğimi duyarsın. Hatta okuldaysan sıklıkla onu sırtımda/elimde taşıdığımı görebilirsin. Saatlerce çalabildiğimden değil ya işte boşluklarımda onunla vakit geçirmek için. Hoş tabi, Tahsin amca demiş ya "sevmek, bir bakıma, zamanını vermektir, zaman aralarını doldurmak değil" bizim bölümde zaman aralarını doldurarak sevebilirsin ancak.
Bizim bölüm? Mimarlık. Yıllardır hayal ettim de geldim. Azıcık ürktüm, ağladım, çokça acı çektim; ama fayda etmedi. Artık bildiğim bir şey vardı: onu her şeyiyle istiyor oluşum. Şimdilerde kalbimin onun için daha da çok attığını biliyorum.
Daha da söze gerek var mı bilemedim. Hissetmeli. Biraz hayatla konuşmalı, biraz onun sesini dinlemeli. Her şeyden bir parça yaşamalı. Parçaları dizmeyi öğrendin mi puzzle'ı bitirmek için can atacağın kuşkusuz.
(Ağustos 2010)